Zeitgeist : Addendum (2008)


Malzemeler: Peter Joseph (yazan yöneten), tercihen ülkesi değişebilen ve cızırtılı ses kaydı olan ve avrupalı veya amerikalı olmayan eski bir bilge, insanlığın bok emme sebeplerinden birinin sonradan kullanılmak üzere çözümlenmişi, çözüm olarak sunulmak üzere çocukça, gerzek ve yetersiz bir anarşist fikir, danışılmak üzere işinde başarısız ve agresif bir uzman, iyi polis kıvamında iyi görünümlü saf bir uzman, bir günah çıkartan ve en az bir şahit ve müzik.

Yapılışı: 5 - 10 dakika karanlık bir fon üzerine konulan halihazırdaki cızırtılı ses ekrana güzelce sıvanır. Konuşmaların sonuna doğru ısınan libidoyu kıvamda tutmak için önceden süte yatırılan müzik ince bir zar şeklinde hoparlörlere serilir. Mantığa yatmaya başlayan öğreti parçalarının ardından, konuya girilir. Bünyeden onay kokusu alındıktan 2-3 saniye sonra anarşist fikir kokunun geldiği yere sıkılır ve biraz da Ütopya gezdirilir.

Kullanıcı Yorumları:
Hani "The Secret" yavşaklığı vardı ya, her türlü hakaretimize maruz kalan. Ulan beynini siktiğimin duygusal ayısı Rhonda Byrne, daha 31 çekmeyi bırakmamışsın (mecaz anlamda | ihtiyaç hiyerarşisindeki yerin yeme ve içme kısmı ile cinsel ihtiyaç arasında bir yerde), en genel mekanik sistemleri bile anlamakta zorluk çekiyorsun, istatistikten haberin yok, bilimsellik deyince uykun geliyor ama çok acayip bir fikir buldum diye ortama atlayabiliyorsun, yeni bir şey bulmuşsun gibi. Bundan önce yaşayan çok milyar kişi senden daha mı salaktı? [Hacı bak bilimsellik deyince benim de uykum geliyor, hiçbir zaman 30'da bırakmıyorum, ama birşeyler buldum diye de atlamıyorum].

Evet, lafa gel : "en hakiki mürşit ilimdir." Hiç düşündün mü ne demek istiyor diye? Diyor ki, ilim en hakiki mürşittir. Ben mesela yaşaya yaşaya bir şeyler öğreniyorum, öğrendiğim kaydadeğer şeyleri günlüğüme yazıyorum ki sonra da anlaşılıp kullanılabilsinler. En kaydedeğer şey ise bilimsel veridir. Bilimsel olmayan ne kadar veri varsa sonradan anlam kaybına uğrar. Demek istediğimi anlatabildiğimi umarak sonraki paragrafa giriyorum.

Şimdi bilimsel olan verileri anlamıyorsun, yok sayıyorsun, kendi algılayışın dışındaki her bilgiyi siliyorsun ve diyorsun ki ben acayip bir şeyler buldum. Ve buldukların, önceden doğrusu eski bilgeler tarafından bulunup bilimsel bir veri olarak adlandırılıp kaydedilmiş olmasına rağmen, senin çıkarımın çoğunlukla o götoş duygularına dayanıyor. Bilimselle duygusalı karıştırıyorsun, elimizdeki tek işe yarar şeyi böylece tecavüz ediyorsun.

Buraya kadar ki sövüş dı sekrıta aitti. Bundan sonra ki kayış tamamen benzeri duygularla oluşturulan zaytgeyst addenddendamdum belgeseline ait.

Sen biliyor musun cozef, her ütopya için kaçar savaş çıktığını ve kaç kişi öldüğünü, şimdiye kadar sunulan ütopya tasarılarının kaçının idealde acayip başarılı olacağının sanıldığını? Bak beni dinle cozef vaz geç böyle salak salak projelerin tanıtımından tamam mı koçum? Böyle her istediğinde götünden ütopya uyduramazsın, ciddiye alırlar sonra. İnsan ölmesin diye insan öldürürler.

Gelelim içeriğe: Evet para olmasaydı, teknoloji acayip gelişseydi mevcut sorunların büyük bir çoğunluğu çözülebilirdi ama, Nuri her zaman emrah'ın annesinin tadını merak edecekti. O zaman emrahın hakkını kim savunacak? Teknoloji mi?

Bunu geçtim hadi, tamamen saf duygularla yazmış olduğunu varsayıyorum, o zaman bre geri zekalı, senin yaptığın belgeselin, kurtlar vadisinden farkı yok. Senin belgesele bakıp 31 çekenler de var onun çekenleri de (burada da mecaz anlam var, filme bakıp libidosu kabarıp tüyleri dikilen bireylerden bahsediliyor, veya öyle bir şey).

Çok olağan bir film hakkında yorum yapmak isterdim ama beyin zarımda geniş kapsamlı bir iltihap varken bunu yazmaya karar verebiliyorum.

Kullanıcı İtirafı: Cozef ananı s.. bu fikir benimdi. Parayı ilk ben sevmedim lan. Cızırtılı sesi ben konuşturacaktım. Bu fikir benimdi it herif! Bari belgeselimi çalma göt! Paraya para demeyecektim, çünkü sevmiyorum.

5 Comments:

Cevval Portakal: said...

Hocam, bunu böyle oturup izlemiştik arkadaş ortamında. İlk başta Zeitgeist the Movie'yi izlemiştik aslında, onda ütopik fikirler yoktu, sisteme kin güdülüyordu. Eee ne güzel, dünyanın en çok indirilen videosunda tüm dünya insanları masturbasyon yapıyoruz demiştik. Para, din ve binumum ot bok çokgeninde dünyanın ne kadar da zırto bir yer olduğunu hesaplıyorduk.

Sonra bu Addendum'u izledik. Yorumlarken araya sırf şekil olsun diye bir iki afilli laf sıkıştırmıştık ayrı ama özetle formül şuydu:

Zeitgeist= Anarşi + Atlantis²

Fatih Dayan said...

hehee harbi ha, atlantisin akresi + anarşi olayı net anlatıyor zati. dahası fazla.

şaka bir yana bu venüs projesi harbi üzerinde kafa yorulmaya değer bi taslak. Düşünsene böyle gizli gizli alt projeler geliştirsek venüse paralel. bunları uygulasak, yaygınlaştırsak. Cevvalim dünyayı ele geçirecektik ya hani, aha işte o fırsat bu, hahha.

bi pilot şehir seçip, onun içinde bi pilot mahalle ve pilot sokak seçip burada takas usulünü getirelim. paradan bağımsız bir sistem kuralım. İhtiyaçları çzömek için daima teknolojiye kasalım filan. ama bok gibi para lazım gine sanki. neyse ben arka bahçemde domates, kestane filan yetiştirmeye başlayayım kendime yetecek kadar. artanını başka birşeyler üretenlerle takas yaparım, zamanla üretimi makinalara bırakırız. ohh mis.

halukaka said...

Hehe, bunu da önce ben yazdımdı :D

halukaka said...

Bu zeitgeist'da anlatılan nane yeni bir şey değil ki. Bu venüs projesinin başındaki adam (ki kendisinin Zeitgeist Addendum'da konuşan o kadınla yatıp kalktığı konusunda ciddi şüphelerim var -yoksa associate nedir abi, neyse) evet o Jacque denen adam, Ferhan Şensoy'dan bihaber olduğu için, fikrini orijinal sanıyor. Yoksa üstad 1994'de anlatmış bunnarı: "kenefte geldi aklıma. Örneğin mesela, para olmasa. Ev kirası olmasa. Bakkal para almasa. Kasap eti ikram etse, manav sebzeyi hediye. Örneğin mesela, yol parası olmasa. Doktor ilaç bedava. Gerisine bizim de bütçemiz yeter" -"Kırk Am Bar" Tiyatrosu, 1994.

Fatih Dayan said...

başlangıçta Jiddu Krishnamurti'nin yerine ferhan şensoy'un sesini koysaydı, bizi de duygulandırırdı, hep mutlu olurduk. Sırf bu yüzden bence bunu yapmalı, çünkü bizim duygularımız çok önemli. Duygu deyince nedense şu görüntü aklıma geliyor: mideniz bulanabilir, uyarayım dedim, keyfiniz filan yerindeyse hiç bakmayın daha iyi, zira tiksinç.

Yorum Gönder