[Rec] (2007)


Yönetmenler: Jaume Balagueró büyük insanı ve Paco Plaza dâhisi


Senaryo: yine Jaume Balagueró ve Luis Berdejo. İbneler hayalimdeki senaryoyu yazmış, onlar yazmasaydı ben yazacaktım.

Oyuncular(harbiden oynamışlar): Manuela Valescu(hem daş, hem oyuncu, bir de angelayı telaffuzu, insan erkekini bitiriyor), Ferran Terraza(hiç gözükmüyor filmde, sadece sesi var kameraman olduğundan). Geri kalanı normal insan, sanki gaaveden toparlayıp getirmişler.


User Reyting:10/10

Kullanıcı Yorumları:
Kırklarda mı ne Diary of the dead diye bi romero filmi vardı. Bunun tecavüz edileni var bir de 2007'de. İşte bu tecavüz edilmiş halli filmde ilk dakikalarda bir sahne var:
Ambulans filan gelmiş, haberci birşeyler anlatıyor. Diyor ki bir adam ailesini, kafalarına ateş ederek öldürmüş sonra kendini öldürmüş.

Sipiker bunları anlatırken arkada bi curcuna oluyor. Kameraman arkadaki olaya odaklanıyor, cesetlerden birisi kalkıyor sağlık görevlisini öpmeye çalışıyor filan. Sonra öpmüyor it herif, ısırıyor onu, hem de boynundan. Ayy ne iğrenç. Lan ne diyordum? He, filmin başı böyle. Tabi film böyle devam etse canımı yesin, ama devam etmiyor, sikim sikim sikik bir filme dönüşüyor hemen. İşte ben bunu izlediğimde dedim ki "lan keşke filmin ilk beş dakikası kalitesinde bir film çekseler de izlesek".

Bir de lostu yaratıveren JJ Abrams'ın Cloverfield'i vardı, amatör kamera geyiğini doruklara çıkaran. Kendi çapında güzel bir filmdi o da geçti gitti. Onun beğendiğim kısmı ise amatör kamerayla filme gerçeklik katılmasıydı. Tabi o da abarttı, dedim ki "şöyle first person view'lı amatör olmayan kameralı bi çekim olsa da izlesek".

İşte bu dilekler üstüne yapıldı [Rec] sevgili dinleyicilerimiz. İnanın bana ibneleşmiyorum. Film dawn of the dead (2004)'den sonraki en kaliteli zombi filmi; Aslında kapışırlar birincilikte.

Filmin konusu kısaca şöyle (spoilerlardan münezzeh): Anhhkkkela Vidal (mecaz anlamda dilini yerim senin Manuelam, bir of çeksem karşı ki dağlar yıkılır, oy manuela oy) adında bir kız, reaility programı sunucusu, kamera adamıyla beraber bir itfaiye istasyonuna gidiyor, program yapmak için. İstasyonda kaldıkları süre boyunca normal bir reality programı izliyoruz resmen. Sonra ihbar geliyor bunlar da gidiyor filan işte böyle şeyler. Spoiler olmasın diye nasıl büzdüysem.

He, bir de bunun Am erikan versiyonu var, başrolde yamuk çeneli karı var. Muhtemelen John Carpenter'ın akrabası filandır kaltak. Bu filmin adı da Karantina. Orijinal filmi bir ağaca bağlayıp saatlerce tecavüz etmişler. Sonra bir daha tecavüz etmişler, öldürmüşler. Öldükten sonra birgünlüğüne yataklarında beraber olmuşlar. Çürümesin diye buzlu küvete koymuşlar. Sonra tekrar tecavüz etmişler. Sonra orijinal film hortlamış. Hortlağı alıp ağaca bağlamışlar, günlerce tecavüz etmişler.

Evet sevgili minikler, bir yorumun daha sonuna gelirken, size kulaktan dolma bir müjde vereyim. Kulağıma doldurulduğuna göre [Rec] 2 çıkacakmış. Nasıl olur ne gider bilmiyorum.

filminTORRRENTi
çırpınırdı sab taytılı divxplanetten.

6 Comments:

Cevval Portakal: said...

Aslında bu fikir gayet iyiydi, amatör kamera ile olayı aktarıp seyirciye empatide doruk yaşatma fikri. Ama nedense ilk örneği Blair Witch o kadar da başarılı olamadı. Gerçi biraz ürkütücüydü sanki. Zamanında sinemada izlemiştim, pek olgun yaşlarda değildim o nedenle tırsmış da olabilirim tabi, mümkündür.
Aklıma gelmişken: Bence o filmin en başarılı sahnesi burundan çıkan tatak balonunun gece görüşlü kamerada yeşil yeşil parladığı sahneydi, sinema tarihinde devrimdi o balon. A Scary Movie'de de esprisi yapılmışı diye hatırlıyorum o dönemler.

Cloverfield'da pek bekleneni veremedi. O filmde Lost senaristlerinin final yazmaktaki yetersizliğini görünce Lost'un finalinin de tırt olabileceğini düşünüp tırsmıştım hatta. O açıdan gerçek bir gerilim filmiydi.

Dediğin gibi hocam, bu türe yakın bir first person view çekilse de tadundan yinmese. Bunun ötesi yapılamaz dense artık vazgeçilse, zamanla kült olsa o ne bileyim.

Bu arada, sondan ikinci paragrafı bir iki ay önce yazmış olsaydın. Blog Ödülleri 2009'da jüri özel paragraf ödülünü filan alabilirdi, sırf şu paragrafı ödüllendirebilmek için bir yol uydururlardı eminim. Çok başarılı hocam. Okurken kahkahalara gark oldum.

Fatih Dayan said...

Cevvalim görüyorsun biz izleyiciler olarak yönetmenlerden, senaristlerden bir şeyler isteyebilir duruma geldik. Yakında senaristlerin hiç bi numarası kalmayacak. Baksana heriflere film siparişi veriyoruz resmen. Bu iyi bir şey mi bilmiyorum.

Valla hacı küçükken ne güzeldi öyle, filmler korkunç geliyordu. Her şeyin bir tadı vardı. Blair'ın Witch'ini şimdi izlesen herhalde sadece son of a witch gibi gelir. Hani saat geç olurdu babalar izletmezdi bazı filmleri, çok acayip güzel film gibi gelirdi onlar. Şimdi tut indir, sar sar izle. Hatta bazı filmleri atlaya atlaya izle. Alien rüyalarıma girerdi benim, sabaha kadar on kere orgazmé olurdum. Return of the Living Dead III bile görsel efekt oscarı alırdı benden eskiden.

Demek ki insana her istediğini vermeyeceksin. Yasak olsa ya nefes almak filan. Of ne süper suç işliyoruz derdik.

Ama bu film değişik. Tadı var bu filmin. Bi şey var kımıl kımıl, böyle janjanlı. Bilmiyorum, sevdim ben buna. İşte bu tadı newyork'a depen abrams'ın canavarında aradık ama yoktu işte.

Ayrıca teşekkür ederim, gayet onure oldum; ben böyle paragraf ödülü filan kapasitemin olduğuna inanmıyorum. Sadece ukte ve 31 ödülü alırım ben, böyle "hukgh!" ederken çekilmiş fotoğrafım olur yanında. Sonra bir konuşma yaparım:
"Her şeyden önce, bana buraya kadar gelmemde destek olan ve başaramayışımın ana sebebi biricik sevgilim kendime teşekkür ediyorum. Biliyorsunuz ki planlayıp, hatta sadece hayal kurup, hedefe ulaşamadım. Başka firmalar ve kişiler hayalimdeki hedefe ulaştı. Bu ukte sonsuza kadar 45cmlik basur gibi vicdanımı rahatsız edecek ve sadece hayali ile mastürbasyon yapacağım."

Hahhah şaka şaka, tamam hayat boktan da o kadar değildir muhtemelen.

Vladimir said...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
ZehirliÖrümcek said...

Aslında Rec,(Toni)Blair Wicth'in gelişmiş bir sürümü gibiydi bana göre. Ben de Blair Wicth'i minikken seyrettim ve tırstım. Minik olmamam rağmen olaya sanatsal baktım falan dallamalık yaptım. REC iyiydi (eh)Ama genel itibariyle Cevval hocama katılıyorum.

Hocam bence en önemli kısm bu Am erikalıların konu bulamayıp el alemin filmine tecavüz etmesi. Gerçi tecavüz edince efek makyaj falan daha bir piyasa filmi oluyor ama işin sanatsal kısmı orjinalliği kaçıyor mu ne? Karanlık Sular, Karanlık Sırlar, Halka, Büzük falan hep bunları kopyala yapıştır yapıp bize "Vay eb adamlar ne film yapmış" dedirtiyolar.

İşte yorumlarımın kalitesi, benim filmden anladığım bu kadar işte. Saygılar

Fatih Dayan said...

yok hacı ya, öyle orijinallik veya sanat takıntım yok. samimi olmayanı sevmem, takliti affetmem. şimdi adam sienbisi dizisi çeker gibi film çekiyor, hep tanıdığımız odunlarla. çocuk kandırır gibi. makyaj yapmayın lan filme değil mi.

Tam Bir Blog said...

gnctrkcll günlerinden biri olsa gerek bu filme gittim ama işe bakın yalnızdı. Sinema full dolu yer yok. Kıytırık bir yerde oturuyorum. Film başladı yarm saat sonra sinemada tek başımaydım inanın sadece ben çıkmadım. Film çok eğlendirdi beni, millet çıkıp gitti en güzel yeri de kaptım...:))

Yorum Gönder